BİR KAHVENİN KIRK YIL HATIRI VAR DOSTLARA SELAM OLSUN DEDİK

SİZ DOSTLARIMA BU SAYFALARDA HATIRALARIMI YAZACAĞIM. FAKAT SUYA SABUNA DOKUNARAK HER KONUDA YAZACAĞIM..


Sevgili Dostlar
Bu sayfalarda yazılanlar, kütüphanedeki en önemsiz kitabın içindekilerden daha da değersiz olabilir. Fakat kimler gidiyor, o muhteşem eserleri saklayan yerlere? İşte size düşüncelerimi anlatan, makaleler. Bu sayfalardaki en beğenmediğiniz bir anlatım bile, milyonlarca kütüphanelerdeki yazılardan, daha da kıymetlidir. Çünki sizin gözlerinizin önüne geldi. Yorumlar yazın. Yazdıklarınız, okunsun. Okuyanlar size cevap yazsın. Sonra içinde mücevher gibi kitabları koruyan, kütüphanelere de gideriz. Hakikatı araştırırız. Şüpheci olmak, insanı bilgi sahibi yapar. Bu kardeşinizi, menfi veya müspet yazılarınızla, ödüllendirin. Büyük harflerle yazıyorum. YORUMLARINIZI, BEĞENİLERİNİZİ VE ELEŞTİRİLERİNİZİ BEKLİYORUM.

H A S A N G Ü L E R
2014 M A R T 26 Ç A R Ş A M B A

23 10 2010

İSTANBUL'U ANLATAN BİR YAZI

İSTANBUL'U ANLATAN BİR YAZI |  görsel 1


İstanbul bir başka güzeldi bu sabah. Güneş cıvıl cıvıldı. Kuşlar yakıcı nağmelerle günaydın diyordu herkese. Erken uyanmıştı bu sabah büyükşehir. Yüzünü erken yıkamıştı boğazda ve saçlarını çoktan taramıştı bulutlar. Gelinlik bir kız gibi süslenmişti. Üstüne yeşil bir etek giydi ve etrafa bakındı. Adımları kalabalıktı nedense bu sabah ama ruhu yalnızdı. Kız kulesini nasılda esir almıştı boğaz?

Emirgan'a sürdü adımlarını. Etekleri iyice şenlendi. Laleler sıraya dizilmiş "beni de iliştir eteğine" diye haykırıyordu ve İstanbul onları kırmıyor herbirini eteğine alıp takıyordu. Sevgiler de eteğine oturmuş gözgöze bakışıyordu ve İstanbul aşkla bakan gözleri görünce neşesine neşe katıyordu.

Tam o sırada bir rüzgar çıktı hafiften. Büyükada'ya savurdu onu. Faytonlara nazarlık taktı. Atların terli vücutlarına acıyıp bir-iki damla ağladı ama sonra hemen sustu. Ebem kuşağını taktı. Rengarenk kuşağı adaya ne de yakıştırmıştı. Yorulmuştu artık, güneş yavaş yavaş batmaya başlamıştı. İşte o anda uzaklarda boynu bükük duran kız kulesine takıldı gözü. Parmak uçlarına basarak ve boğazın karanlık sularını uyandırmamaya çalışaraktan gitti kız kulesinin yanına. Eğildi ve fısıldadı kulağına; "hadi benimle gel, artık burada yalnız kalman gerekmeyecek, kaçıracağım seni" diye. Kız kulesi o büyülü sesiyle; "ben olmazsam efsane biter. Aşıklar sonra nasıl ümit eder? Hem bakma sen benim boynumun bükük olduğuna, ben boğaza aşığım. Bugün darıldım, gelip kucaklamadı beni diye. Yoksa sevdiğimin kollarındayım, meraklanma."

İstanbul gülümsedi. "Kal sen yerinde kız kulesi" dedi. "Demek aşık oldun! Artık boynunun büküklüğünün sebebi belli." Gözlerini oğuştururken İstanbul, güneşi susturmuştu gökyüzü ve etraf karanlığa bürünmüştü. İstanbul korkmasın diye gökyüzü yıldızları ona arkadaş bırakmıştı. Ve İstanbul yıldızlara bakarken, uykuya daldı...

 

 

http://gurbetdeyazmak.blogcu.com/istanbul-bir-baska-guzeldi-bu-sabah/4187285

BU YAZI YUKARIDAKİ BLOGCU SAYFASINDAN ALINTIDIR.

6638
0
0
Yorum Yaz