BİR KAHVENİN KIRK YIL HATIRI VAR DOSTLARA SELAM OLSUN DEDİK

SİZ DOSTLARIMA BU SAYFALARDA HATIRALARIMI YAZACAĞIM. FAKAT SUYA SABUNA DOKUNARAK HER KONUDA YAZACAĞIM..


Sevgili Dostlar
Bu sayfalarda yazılanlar, kütüphanedeki en önemsiz kitabın içindekilerden daha da değersiz olabilir. Fakat kimler gidiyor, o muhteşem eserleri saklayan yerlere? İşte size düşüncelerimi anlatan, makaleler. Bu sayfalardaki en beğenmediğiniz bir anlatım bile, milyonlarca kütüphanelerdeki yazılardan, daha da kıymetlidir. Çünki sizin gözlerinizin önüne geldi. Yorumlar yazın. Yazdıklarınız, okunsun. Okuyanlar size cevap yazsın. Sonra içinde mücevher gibi kitabları koruyan, kütüphanelere de gideriz. Hakikatı araştırırız. Şüpheci olmak, insanı bilgi sahibi yapar. Bu kardeşinizi, menfi veya müspet yazılarınızla, ödüllendirin. Büyük harflerle yazıyorum. YORUMLARINIZI, BEĞENİLERİNİZİ VE ELEŞTİRİLERİNİZİ BEKLİYORUM.

H A S A N G Ü L E R
2014 M A R T 26 Ç A R Ş A M B A

01 03 2011

Samimi duygularla yazdım.

Samimi duygularla yazdım. |  görsel 1

27 şubat 2011 pazar günü yazısı... 27 Şubat 2011 Pazar, 15:01 tarihinde Hasan Güler tarafından eklendi Burada size hayat hikayemi yazmak istiyorum.        Önce şunu belirtmeliyim ki sıradan bir vatandaşım ben. Hep fakirlik içinde yaşadım.  Fakat hiçbirzaman -en büyük zenginlik kanaattir.-sözünü unutmadım. Çok zahmetler çektim. Fakir bir ailenin daha doğrusu yoksul bir babanın ilk oğlu olmak kolay değildir. Babam bana karşı bir şeyler yapmak istiyor.        Fakat hem benim kapasitem hem de babamın çaresizliği birbirine eklendikçe, çaresizlik hızla büyüyor. Babamın anlattığına göre, çok akıllı bir çocukluk devresi geçirmişim. O yıllar tahsil çağı oluyor. Her baba çocuğunu okutmak istiyor. Hatta devlet üstün yetenekli çocukları parasız okutuyor. Muhtar Dedem Halit Efendi 30 yıllık muhtarlığı zamanında çok fakir çocuğuna yol göstermiş. Onların yüksek tahsil yapmalarına önayak olmuş. O yıllarda öğretmenim Ahmet Vehbi Altıner benimle çok ilgilendi. Önce öğretmen okulu imtihanına, sonra da Devlet parasız yatılı imtihanına girmem için seferber oldu. Her seferinde dedemle beraber köyden ayrıldık. Bursa’da bir okulda imtihanlara gittik. İmtihanlarda başarılıydım. Fakat benden daha da başarılı talebeleri geçemedim. Dolayısıyla iş babamın parasına kaldı. Allahu Teala babamdan razı olsun. Yemedi içmedi. Uyku uyumadı. Hep çalıştı. Bana para yetiştirdi. Çünki ilkokul yıllarında bir hatıram vardı. Öğretmenimiz o gün çok  heyecanlıydı.  Ne söylesek öfkeleniyordu. Meğer okula müfettiş gelecekmiş. Geldi de. Hepimiz merakla müfettiş beyi süzüyoruz. Okulumuzun öğretimi, tek odada b&uum... Devamı

17 12 2010

SSK HİZMET DÖKÜMÜ ALMAK ÇOK KOLAY.

SSK HİZMET DÖKÜMÜ SORGULAMA (SSK SİCİL NO İLE) Tıklayınız Devletin resmi sitesi Turkiye.gov.tr'de online olarak SSK Hizmet Dökümü Sorgulaması yapabilirsiniz. SSK sorgulaması için yukarıdaki linke tıklayınız. ÖNEMLİ NOT!: SSK Hizmet Dökümü Sorgulaması hizmetinden yararlanmak için en yakın PTT şubesine gidip, TC Kimlik No'nuzu bildirerek, 1 TL karşılığında "e-Devlet şifresi" almanız gerekmektedir.         ... Devamı

09 12 2010

SİZE BİRAZ KENDİMDEN BAHSEDEYİM..

SİZE BİRAZ KENDİMDEN BAHSEDEYİM.. |  görsel 1

  Sizlere bu sayfalarda biraz da kendimden bahsedeyim. Doğduğum köy Bursa- Orhangazi- GEMİÇ KÖYÜ’dür.Doğduğum ve ilkokulunda okuduğum köy, Gemlik ilçesine daha yakın fakat resmiyette Orhangazi ilçesine bağlı GEMİÇ KÖYÜ’dür.. Bizim köyümüzde Gemlik Zeytini üreticiliği yapılmaktadır. BU SENE ZEYTİN AĞAÇLARINDA BİR TANE BİLE ZEYTİN YOK. SEBEBİ KÖYÜMÜZÜN BEREKETLİ TOPRAKLARINDA  MANTAR GİBİ BİTEN VE ÇEVREYE ZARAR VEREN FABRİKALARDIR. OYSA BU SANAYİİ YATIRIMLARI, DOĞU VE GÜNEYDOĞUYA YAPILABİLSEYDİ. NE GÜZEL OLACAKTI. BİZİM KÖYÜMÜZ, İZNİK GÖLÜ İLE GEMLİK KÖRFEZİ ARASINDAKİ ARAZİDEDİR. KÖRFEZE YAKIN DİYE, YATIRIMLAR BURAYA YAPILDI. HALBUKİ İSKENDERUN KÖRFEZİNDEN BAŞLAYAN VE DOĞU VİLAYETLERİMİZİ ÖRÜMCEK AĞI GİBİ KUŞATAN BİR DEMİRYOLU YAPILSA, BU DEMİRYOLUNUN GEÇTİĞİ VİLAYETLERDEKİ, ÇORAK ARAZİLERE FABRİKALAR YAPILABİLİRDİ. ÇOK YAZIK OLDU. O ZAMAN DOĞUDAN BATIYA GÖÇ OLMAZDI. BATI İNSANI İSE, BEREKETLİ TOPRAKLARINDA YILDA İKİ ÜÇ DEFA ÜRÜN ALIR. HAYVANCILIK İSE ADETA ŞAHLANIRDI. SİZE BİRŞEY SÖYLEYEYİM Mİ? TERÖR BİLE OLMAZDI O ZAMAN. ÇÜNKİ ORADAKİ VATANDAŞLARIMIZI KİMSE KULLANAMAZDI. HERKES MUTLU OLURDU. BAK ÖNÜMÜZDE KURBAN BAYRAMI VAR. ÜÇ MİLYON NÜFUSLU BULGARİSTAN BİZE KURBANLIK İHRAÇ EDİYOR. ZARARI GÖRDÜNÜZ MÜ? ETİN PAHALI OLMASININ SEBEBİ BİLE BURADAKİ FABRİKALARDIR. HELE BURSA’YI HİÇ SÖYLEMEYEYİM. ŞEFTALİ BAHÇELERİ, DOMATES TARLALARI FABRİKA OLDU. DOMATES ONUN İÇİN PAHALI. ÇÜNKİ ESKİSİ GİBİ ÜRETENİ YOK. NEYSE KÖYÜMÜZE DÖNELİM….  Köyümüzün tarihi Osmanlının kuruluş yıllarına hatta onlardan önce Selçuklu zaman... Devamı

23 11 2010

BLOGCU ARKADAŞLARIM SİZE SESLENİYORUM. NE OLUR İYİMSER YORUMLAR

 http://bendenselamolsun.blogspot.com/2010/12/bir-blogcu-arkadasa-yazdgm-ack.html Yukarıdaki linke tıkladığınızda, blogspot sayfama ulaşabilirsiniz... BU SAYFALARDA YAZI YAZANLAR      Bir yalnızlığın içine yavaş yavaş açılırlar. Bir de bakarlar ki, ne arayanları var? ne de soranları? Bu nasıl olur? İlk önceleri kendilerine arkadaş seçerler. Yorumlar yazarlar. Arkadaşları olur. Yorum yazanları olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, aradan zaman geçtikçe, ne arayanı, ne soranı kalır. Hatta bu sayfalarda yazanlar, psikolojik bir travma bile geçirirler. Düşünün bilgisayar başındasınız. Durmadan yazıyor, yazıyor, yazıyorsunuz. okuyanınız yok. Elbette biz de etten kemikten bir insanız. Biz de çiğ süt içtik. Bu bakımdan, hayata küsmeler bile yaşanır.   Fakat başka blog sahipleri öyle değildir. Onlar bıkmaksızın yazarlar. okuyanlarının olduğunu bilirler. Çünki, toplumsal konulara değinmektedirler. Onlar dava adamıdırlar. Başkaları gibi bir dertleri yoktur. Onlar bu blog sayfasında devamlı yazmayı kendilerine dert edinmişlerdir. O dava adamlarını kutluyorum. Adam dediysek, sadece erkekleri değil, kadın erkek herkesi, dava adamı olarak tarif ediyorum. Bu dava insanları öyle küsüp gitmezlar. Onların taraftarı olduğu bir düşünce akımı vardır. Biteviye o konuda yazılar yazarlar. Mesela iktidarı eleştirecekler se, İktidarın her yaptığına bir kulp takarlar. Devleti idare edenler onların hedefidir. Onlar bazen bir şiir peşindedir. Bu sayfalarda durmaksızın şiirler yazarlar. Sonra da bu yazdıklarını kitap haline getirirler. Onların hedefi, buradan beğenilmek değildir. Onların amacı güzel ve edebi şiirler yazabilmektir.  Mesela hikaye yazacaklardır. Onlar da aynı şekilde önce bu blog sayfalarında yazarlar. Sonra da yazdıklarını kitap haline getirirler. Bizim gibi s... Devamı

21 09 2010

ANNEMİN ABLASI

ANNEMİN ABLASI |  görsel 1

2 haziran 2006 cuma. NURİYE TEYZEM      NURİYE TEYZEM Bu yazıyı hep yazmak istedim. Kısmet bugüne rastladı. Hadise tam dört yıl evvel oldu. Hatta daha da uzun. 2 HAZİRAN 2006 senesi ve günlerden cumaydı.     2 HAZİRAN 2006  CUMA  Muratoba Köyü, Bursa-Gemlik ilçesine bağlı şirin bir köydür. Burada akrabalarım var. Annemin ablasının ve kız kardeşinin çocukları.. Hacı Nuriye teyzem bundan seneler önce görücü usulüyle bu köyün zengin bir ailesine gelin gitmiş. Daha sonra Hacı Halime teyzem de yine bu köyden sözü geçen başka bir aileye gelin gitmiş. Bu iki teyzemi ancak bayramlarda dedemi ziyarete geldiklerinde görebiliyordum. Nuriye teyzemin beyi Halil MUTLU elim bir trafik kazasında vefat edince, 9 çocuğu ile ve 38 yaşındayken 22 yıllık evli teyzem dul kaldı. o yaştan sonra bu yaşına kadar çocuklarına hem anne hem baba oldu. Kendisi çocuklarına üvey baba acısı tattırmadı. Bu kadar çocuk idare etmek, tabii ki zor iştir.            Nuriye Teyzemin vefat haberini Kardeşim Orhan verdi. Cuma günü idi.Tgrt TV de osman ünlü Hocanın bizi aydınlatan sohbetini dinliyorduk. Hanımım, yakında doğum yapacak kızımı düşündüğü için benimle gelemeyeceğini söyledi. Başsağlığı diledi. Akrabalara da aynı şekilde başsağlığı dileklerini iletti. Önce Gebze merkeze bir münübüsle oradan da Eskihisar'a yani feribota giden bir başka münübüse bindim. Münübüste bir yolcu diğer arkadaşına: -Recep; Osman Ünlü yine bize dinimizle ilgili faydalı sözler söyledi dedi.. Demekki bir biz değildik O mübarek Hocayı dinleyen. Allahü Teala TGRT deki bütün çalışan... Devamı